Kadında İleri Yaş ve Doğurganlık

Doğurganlık oranları yaşa bağlı değişebilmektedir. Ergenlik dönemi sonrasında kadınlar ve erkekler gebeliğe sebep olacak hormonları üretmeye başlamaktadırlar.

Kadında İleri Yaş ve Doğurganlık

Kadınlar için üreme yumurtlama ve menstruasyon ile başlar ve menopoz ile sona erer. Kadınlarda yaş ilerledikçe üreme potansiyeli azalır ve menopozdan en az 5 yıl önce tükenmektedir. Tabii bu durumun istisnaları olsa da genel oranlar üreme için yumurta üretiminin sona erdiğini göstermektedir.

Yaşa bağlı gelişen kısırlık yaygınlaşmıştır. Zamanla üretilen yumurta sayısında normal olarak azalma görülmektedir. Bu sebeple de doğurganlık azalmaktadır.

Bir kadının en iyi doğurganlık yılları 20’li yaşlarıdır. Sağlıklı 35 yaşından sonra gebe kalmayı deneyen kadınların her denemesinde başarı oranı %20 ila %25 arasındadır. 45 yaşın üzerinde hamile kalınmaya çalışıldığında bu oran %5 ila %10 arası olarak değişmektedir. Yani ileri yaşlarda hamile kalma oranı her yıl daha fazla düşmektedir.

Ortalama menopoz yaşı 55 ve sonrası olarak düşünüldüğünde 45 li yaşlara kadar hamile kalma şansı hala korunmaktadır.

Erkeklerin sperm sayısında da ilerleyen yaşa bağlı olarak düşüşler görülebilmektedir fakat kadınların ki kadar erken gerçekleşmez. Erkeğin sperm sayısı 60’lı yaşlarına kadar düşüş göstermez ama sperm kalitesi açısından farklılıklar olabilmektedir.

Döllenmede, normal bir yumurtanın 23 kromozomu olmalıdır. Böylece 23 kromozoma sahip bir sperm tarafından döllendiğinde, elde edilen embriyonun toplam 46 kromozomu olacaktır. Bir kadın yaşlandıkça, gittikçe daha fazla yumurtasının çok az veya daha fazla kromozomu bulunmaktadır. Bir döllenme meydana geldiğinde bu durum embriyonun farklı sayıda kromozoma sahip olacağı anlamına gelmektedir. Kromozom sayısındaki bu anormallik çocuklarda Down sendromuna sebep olabilmektedir.

  1. Gebelikte Duygusal Değişiklikler

Hamilelik boyunca etraf tarafından ilk görülen fiziksel değişiklikler olsa da asıl değişim duygusal olarak yaşanmaktadır. Hamilelik boyunca sadece fiziksel sağlığa değil, duygusal ve zihinsel sağlığa da önem verilmelidir.

Hamilelik esnasında gelişen hormonlar kadının ruh hali ve duygularında güçlü dalgalanmalar yaratabilmektedir. Kadın çocuk sahibi olacağı için heö çok mutlu ve heyecanlı, hem de sabırsızlık ve korku gibi hisleri aynı anda yaşayabilmektedir.

Ayrıca bu dönemde daha önce yaşanmış ama bastırılmış duygular, güvensizlikler, gerçekçi olmayan beklentiler de oluşabilmektedir. Hamilelikte yükselen östrojen ve progesteron hormonları bazı kadınlarda daha fazla duyarlılık ve sinirlilik hali yaratabilmektedir.

Kadınların bebek doğmadan önce ve sonra yaşayabilecekleri ortak duygular şöyledir:

  • Ruh Hali: Duyguların hızlı ve keskin bir şekilde değişmesinin sebebi çok fazla hormon üretmekten kaynaklıdır.

  • Kaygı: Hamilelik döneminde en çok hissedilen hislerden birisidir. Yaşanan belirsizlik kadınlar üzerinde çok büyük bir baskı yapar ve bu da kaygı yaratmaktadır. Biyolojik olarak beyindeki anksiyete ve korku miktarlarının hamilelik sırasında arttığını açıklanmıştır. Bu hissi yaşamanın sebebi kadının doğumdan sonra bebeğini güvende tutmasını, bakımını yapmasını ve korunmasını sağlayacak olmaktır.

  • Unutkanlık: Bir kadının anahtarlarını bulamamasına veya cep telefonunun kaybolmasına neden olabilecek zihinsel bulanıklık ve kısmı süreli hafıza kaybı "hamilelik beyni" veya "bebek beyni" olarak tanımlanmaktadır.

  • Ağlama: Hamilelik döneminde kadınlar kendilerini birden olmayacak bir şeye ağlarken bulabilmektedirler. Özellikle anneliğin erken aşamalarında daha kolay ve sık ağlayabilmektedirler.

  • Görünüm Sorunları: Genelde 3. Aydan sonra fiziksel görünümde değişiklikler başlamaktadır. Bu da kadının alışık olmadığı bir görünüme girmesini sağlar. Bazı anne adayları bu görünümde hoşlanmadıklarında genel görünümleri ile alakalı sıkıntı yaşayarak duygusal olarak etkilenebilmektedirler.

TEPKİNİZİ GÖSTERİN!

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0